Sürekli denk geliyorum. "Zengin olmanın sırrı..." diye başlayan paylaşımlara.
Sıkı durun, asıl sırrını paylaşıyorum ama aramızda kalsın.
İnovasyon falan değil.
İhtiyaca cevap veren şeyler değil.
Hayatı kolaylaştıran çözümler değil.
Arzulara hitap eden şeyler hiç değil.
Trend olmak falan da değil.
Sevdiğin işi yapmak değil.
Geleceği yaratmak, inşa etmek mi? Onunla uzaktan yakından alakası yok.
Bu saydıklarım işin hikaye kısmı. Zengin olduktan sonra, zenginleşmene gerekçe olarak uyduracağın hikayeler.
İşin sırrı senin için çalışacak çok sayıda insanı ikna etmekten geçiyor. Ne kadar çok insan çalıştırırsan o kadar zengin olursun.
İnsanlara ürettirip, üretime yaptıkları katkıdan daha azını onlara bırakmak, farkı kendi cebine atmaktır işin sırrı. Yani patronluk veya girişimcilik denen şey.
Üretime bireysel katkının net ölçülemediği veya daha doğru bir ifadeyle net algılanamadığı durumlarda çok da zor değildir bu aktarım işi.
Üzerine bir de, "Size iş veriyorum, aş veriyorum" benzeri ifadelerle; "Aslında siz beni kullanıyorsunuz", "Size lütufta bulunuyorum" mesajı vererek, arka planda tanrı rolü oynamaya soyunursun.
Tek tek bireylerin katkısı çok görünür/farkedilebilir ise; "Risk alıyorum", "Liderlik ediyorum", "Sermaye koyuyorum", "Doğru insanları biraraya getiriyorum", "Fikir benim fikrimdi" vb. gerekçelerle meşrulaştırırsın bu aktarım olayını.
Şimdi biliyorsun zengin olmanın sırrını. Hadi kolay gelsin.

